0

2021 Yılı Türk Çelik Sektörü İçin 2020’ye Göre Daha İyi Bir Yıl Olacak

Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD), Türkiye’nin ham çelik üretimi hakkında değerlendirmede bulundu.

Türkiye’nin ham çelik üretiminin, Nisan ve Mayıs aylarındaki istisnai düşüşün ardından, Haziran ayından itibaren pandeminin kısmen kontrol altına alınması ve ekonomik istikrar tedbirleri sayesinde, canlanma eğilimi içerisine girdiği gözlendi ve 2020 yılının tamamında yüzde 6 üretim artışı ile 35,8 milyon ton ham çelik üretimine ulaşıldığı belirtildi.

Pandemi kaynaklı olarak küresel çapta üretim kesintilerinin olduğu 2020 yılında, en büyük 15 çelik üreticisi ülke arasında sadece yüzde 13,4 ile İran, yüzde 11,6 ile Vietnam, yüzde 6 ile Türkiye, yüzde 5,2 ile Çin ve yüzde 2,6 ile Rusya’da üretim artışı gözlendi. Böylece Ülkemiz 35,8 milyon ton ham çelik üretimi ile Almanya’yı geride bırakarak, Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise 7. büyük ham çelik üreticisi konumuna yükseldiği açıklandı.

Haziran ayından itibaren artış eğilimine giren çelik tüketiminde Nisan, Mayıs ve Aralık aylarında yaşanan azalışlara rağmen, yılsonu itibariyle yüzde 12,9 oranında artış kaydedildi. Ancak, aynı zamanda ithalattaki artış eğilimi devam etti ve tüketim içerisindeki ithal girdinin payı yüzde 43 seviyesinde gerçekleşti.

Türk çelik sektörü, gerek pandeminin daraltıcı etkisi ve gerekse ihraç pazarlarında yaşanan koruma tedbirlerinin yol açtığı engellemelere rağmen, 2020 yılını üretim artışıyla kapattı.

2021 yılının, pandeminin etkisinin azalması ve koruma tedbirlerinin gevşemesi halinde, 2020’ye göre daha iyi bir yıl olacağını, yurtiçi tüketim ve üretimdeki artışın, son 2 yıldaki kayıpları telafi ederek, 2017 yılı seviyesini geçeceğini öngördüklerini ifade edildi.

Aralık ayında ithalattaki yüzde 31,9 oranındaki düşüşün de açıkça işaret ettiği üzere, uluslararası piyasadaki talep canlanması sonrasında, yurtiçi piyasaya yönelen çelik üreticilerinin sebep olduğu ilave talep, geçici bir süre için çelik ürünleri tedarikinde aksamalara yol açtı. Söz konusu talep, uluslararası piyasalarda girdi fiyatlarındaki yüzde 100’ü aşan yüksek oranlı artışın desteklediği fiyat artışları sebebiyle, tüketici kuruluşların stoklarını güçlendirmeye yönelik ilave talepleri yüzünden katlanarak büyüdüğü açıklandı.

Bu dönemde sektör, sorumlusu olmadığı bir sorunu çözmek için, azami gayret gösterdi. Talepteki yüksek oranlı artış, kısmen ihracat taahhütleri ertelenerek, kısmen de tüm imkânlar seferber edilip, üretim artışı sağlanarak önlenmeye çalışıldı. Böylece, Aralık ayındaki üretim artışı yüzde 17,7 seviyesine ulaştı. Üreticilerin olabilecek her türlü talebi karşılamak için gösterdikleri özel gayret Ocak ayındaki ihracat bağlantılarına da yansıdı. Ocak ayının ilk 3 haftasında, bilhassa yassı ürün ihracatı üreticilerin iç piyasaya öncelik vermeleri sayesinde yüzde 67 oranında daraldığı belirtildi.

Piyasada dalgalanma olduğu zamanlarda, uluslararası piyasadan ürün temin etmenin zorlaştığını ve üretim faaliyetlerinin aksadığını bir kez daha net bir şekilde ortaya koyan bu durum, ekonomiyi olumsuz yönde etkiliyor. Benzer durumların tekrarının önlenebilmesi için, üreticilerimiz ile tüketicilerimizin sırt sırta vermeleri, orta ve uzun vadeli kontratlarla üretimi garanti altına almaları, hayati önem taşıyor. Sistemin de böyle bir yapıda olması gerekiyor. Dahilde İşleme Rejimi (DİR) uygulaması, ithalatı teşvik edici özelliği ile, bu yapının oluşmasını zorlaştırdığı söylendi.

Ocak ayında gerek cevher ve gerekse hurda fiyatlarında yaşanan gevşeme, ABD ve AB’deki korumalı fiyatlara olumlu bir şekilde yansımamış olsa da, Türk piyasasında ve diğer piyasalarda nihai ürün fiyatlarında 50 dolara varan düşüşlere yol açmış bulunduğu, önümüzdeki aylarda girdi üretiminin istikrar kazanması sonrasında, girdi fiyatlarının daha makul seviyelere düşmesiyle, nihai ürün fiyatlarında da yeni dengelerin oluşabileceği ve yeni dengeler çerçevesinde, üretim ve tüketim faaliyetlerinin istikrarlı bir şekilde devam edeceği değerlendirmesinde bulundu.

Related Posts

Call Now Button
Sohbeti Başlat